Dünya Haberleri, Kadın Haberleri, Yerli Otomobil Haberleri, Son Dakika Haberleri

Meydan okuma kabul edilmedi!

Kadına yönelik şiddete dikkat çekmeyi amaçlayan eğlenceli, güzel, estetik ve daha çok yin enerjisine sahip bu etkileşimin parçası olmak içim el vermediğinden kadınlara bu yazıyla hem seslenmek hem de destek vermek istedim. Hatırlarsanız birkaç hafta önce de sosyal medyada kadına şiddeti körükleyen sosyal temsil öğelerini erkeklere göre çeviren gülümseten paylaşımlar yapılmıştı. ‘En başarılı komediler en büyük trajedilerden çıkar’ sözü aklıma geliyor. Sosyal medyadaki bu iki akımın acı dolu yaşantıları ötekileştirerek form değiştirmesine vesile olarak tüm bu acı dolu yaşantıları normalleştirme ve kolaylaştırma çalışmalarından başka bir şey olmadığına inanıyorum. Bu konuda canla başla çalışarak medyada kadına şiddetin, ölümün, cinayetin acısının temsilini yaratmaya çalışan insanlara büyük bir haksızlık değil mi?Şiddetin yarattığı acıların sosyal medyada var olma dilini kullanma biçimlerimizde daha bilinçli olmamız gerekiyor. Şiddet sadece fiziksel değildir. Fiziksel şiddetin önünü açan yollar vardır. Fiziksel şiddet önce psikolojik başlar ve sembol niteliğinde söylem yollarını kullanır. Dilimiz ile bizden dünyaya yayılır. Aşağıda bahsedeceğim araştırmada ilginç bir bilgi var. Şiddete uğrayan kadınlar, küfür ve hakaretin şiddet olmadığını düşünüyormuş. Oraya gelene kadar ithamlar ve söylemler var, demek ki bunların hiç farkında da değiller yada o kadar acı çekiyorlar ki buradaki acı hafif kalıyor. Söylem bir meta-eylemdir ve ideoloji, bilgi, diyalog, anlatım, beyan tarzı, müzakere, güç ve gücün mübadelesiyle eyleme dönüşen dil pratiklerine ilişkin süreç/lerdir. Söylem sosyal, siyasi, kültürel, ekonomik alanlar gibi, sosyal hayatın tüm yönleri ile ilişkilidir (Sözen, 1999). Söylem yolları olarak kullandığımız deyimlerimiz, atasözlerimiz, küfürlerimiz, ithamlarımız sosyal temsilleri oluşturuyor. Sosyal rollerin ifadesi bir nevi. Bu sosyal rolleri tanılama biçimlerimiz bize kocaman yanan ışıldayan etiketler katıyor. Hele günlük kullandığımız dil içerisinde bir çok söylem ve sosyal temsil öğesi var ve bunları bilinçsizce, alışkanlıkla kullanıyoruz. Bazıları da sembolik şiddet içeriyor. O yüzden lütfen şiddeti sadece erkeklerden gelen bir olgu olarak düşünmekten vazgeçelim. Hem cins olarak birbirimize yaptığımız ve destekçisi olduğumuz şiddetin farkına varalım. Bu olmadığı sürece kadına yönelik şiddetin nasıl önüne geçebiliriz ki? Üstelik kendi günlük kullandığımız dilin içerisine iyice girmişken…Mesela bir kadını aşağılamak için ‘Kezban’ demeyi bırakabilirsiniz. İnsanlar isimlerini seçemezken kadına yönelik şiddet ve aşağılama içeren bu söylem onlarca söyleme ek olarak 2000’li yıllarda yaratıldı. Eril tahakküm dünyasında mutlu bir erkek tarafından övünülerek ‘ev hanımı’ anlamına gelen bu isim kurban şeçildi ve kadınlar tarafından da sahiplenilen, günlük dilde yer bulan sembolik şiddettin eğlenceli bir temsili haline geldi. Başka bir örnek, eğer küfür ediyorsanız kelimelerinize bir bakın; küfür ettiğiniz insana, ona tecavüz ederek aşağılayacağınızın tehdidini yaparsınız, ağzınızdan çıkan kelimelerin anlamını bir düşününün. Hele bir kadınsanız bu aşağılama yolunu kullanmaktan vazgeçin. Bilinçlenmediğimiz sürece de ne söylüyorsak o olmaya devam edeceğiz. Anadolu Psikiyatri dergisinde yayınlanan 2017 tarihli bir araştırmaya göre araştırmaya katılan kadın katılımcıların %30 ‘u kendi annelerinden ve kayınvalidelerinden şiddet görüyor. Siz hem cinsinize sahip çıkmazsanız ve aşağılamaya devam ederseniz başka bir canlı neden çıksın? #kadınaşiddetin en büyük destekçisi yine kadın. Halbuki kadının yurdu kadındır. Araştırmayı yazımın altına açık kaynak olarak iliştiriyorum.Araştırmanın sonucu ise çok dramatik. Sosyal medyada göründüğü gibi eğlenceli ve estetik yada eğlenceli değil: Her üç kadından biri şiddete uğramaktadır, şiddet türleri içinde fiziksel şiddet %39.4 ile dikkat çekmektedir. Kadınlar ve kendilerine şiddet uygulayan eşleri çocukluklarında anne-babalarından şiddet görmüşlerdir ve bu durum şiddet görme riskini en çok artıran değişkendir. Yanı sıra, şiddet gören bu kadınların %20.2’si çocuklarına şiddet uygulamaktadır. Şiddet kültürünün kuşaklar arası aktarımı söz konusudur. Kadına şiddette kadının payının azımsanmayacak kadar önemli olduğunu anlayalım. Dilimize ve söylemlerimizdeki şiddetin de farkında olalım. Hele bunu bir şiddet türü olmadığını zanneden insanlarımızı özellikle kadınlarımızı bu konuda eğitelim. Durum bu kadar vahim iken sosyal medyada oyun oynamayı bırakıp acıyı nesneleştirmekten de bir an evvel vazgeçmemiz gerektiğini düşünüyorum. Açık Kaynak : ŞAHİN B. DÜNDAR P. E.,Kadına yönelik şiddet ve yaşam kalitesi, Anadolu Psikiyatri Derg 2017; 18(3):203-210 https://anadolupsikiyatri.net/fulltext/apd_18_03_02.pdfSözen, E. (1999). Söylem: belirsizlik, mübadele, bilgi, güç ve refleksivite. İstanbul: Paradigma Yayınları.

Bir önceki yazımız olan Taco nedir? Taco nasıl yapılır? Taco malzemeleri ve tarifi başlıklı makalemizde Gündem, Haber ve Meksika hakkında bilgiler verilmektedir.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir